felsefe taşı

Aynı zamanda bilgelik taşı da olan felsefe taşı, Ortaçağ simyacılarının adi metalleri metallerin en soylusu olan altına dönüştürme yeteneğine sahip bir maddeye verdikleri isimdi. Yüzyıllar boyunca, bilim adamlarının zihinlerini insanların hastalıklarını iyileştirip onlara ölümsüzlük verebilen bu tanrısal iksiri yaratma düşüncesi kurcaladı.

Simya bilimi ilk çıktığında, onun takipçileri kalay ve bakırı altına dönüştürme yeteneği olan mucizevi maddenin bir taş olduğuna inanıyorlardı. Ancak zamanla bu inanç değişti ve Ortaçağ bilim adamları toz veya sıvı bir iksir yaratmaya çalışmaya başladılar.

felsefe taşı
Atalanta Fugiens belirtke kitabında resmedilen felsefe taşı

Simyacılar, büyülü maddenin (öncelikle kükürt ve cıva kullanılmakla birlikte) doğada rastlanan bileşikler eklenerek ve karıştırılarak yaratılabildiğine inanıyorlardı.

Simyacıların çalışmaları boşu boşuna değildi. Simyacıların felsefe taşını yaratmak için gösterdikleri sürekli çabaları sayesinde çağdaş kimya bilimi ortaya çıktı.

İngiliz ressam Joseph Wright’ın Alman simyacı Hennig Brand’ı tasvir ettiği 1771 tarihli “Felsefe taşının peşinde fosforu keşfeden ve eski simyevi yıldız falcılarında görenek olduğu üzere çalışmasının başarılı sonucundan ötürü Tanrı’ya yalvaran simyacı” tablosu.
İngiliz ressam Joseph Wright’ın Alman simyacı Hennig Brand’ı tasvir ettiği 1771 tarihli “Felsefe taşının peşinde fosforu keşfeden ve eski simyevi yıldız falcılarında görenek olduğu üzere çalışmasının başarılı sonucundan ötürü Tanrı’ya yalvaran simyacı” tablosu.

Özlem duyulan mucizevi iksiri elde etmek için yaptıkları sürekli çabalarıyla, Ortaçağ bilim adamları yorucu arayışları sırasında şu pek çok önemli keşifleri yaptılar:

• Nitrik asit (kezzap), sülfürik asit (kara boya) ve asetik asidi (sirke ruhu) buldular,

• Alkolü yarattılar,

• Yeni tuzları elde ettiler,

• Dünyadaki ilk periyodik cetveli derlediler,

• Yeni kimyasal maddeleri (Antimon ve arsenik) keşfettiler,

• Çinko ve bizmutun yanında kükürt ve karbon ametallerini keşfettiler.

Felsefe Taşı – Ünlü Simyacılar

Büyük zihinler felsefe taşını bulmak için yorulmadan çalıştılar. Aşağıda bilimin gelişmesine katkılarını yapan ünlü yenilikçi simyacılardan sadece birkaçı yer alıyor:

  1. Al­ber­tus Mag­nus: Mineralleri araştırdı, felsefe çalıştı, inorganik kimya üzerinde deneyler yaptı ve zamanının epey ilerisindeydi. “Simya Üzerine” adlı ünlü bilimsel eserin yazarıydı. Doğru bileşenler kullanıldığında felsefe taşının olgunlaştığına inanıyordu.
  2. Arnoldus de Vil­la Nova: Paris Üniversitesi’nde gözü pek dersler veren zamanının parlak bir zihniydi. Çağdaşları, onun felsefe taşını bulmayı başardığına inanıyorlardı.
  3. Ra­mon Llull: Tüm zamanların en büyük simyacısı olarak biliniyordu. O, adi metalleri altına dönüştürmeyi başardığını iddia ediyordu.
  4. Paracel­sus: Büyü çalışırken yeni ilaçlar yaratan tanınmış bir kimyacı ve doktordu. İnsanları iyileştirmek için kullanmayı arzuladığı felsefe taşını aramak uzun yıllarını aldı.
  5. Nikolas Flamel(Nico­las Flamel): Felsefe taşının sırrı bulduğunu iddia ederek inanılmaz derecede zenginleşen sıradan bir zanaatçı.
Nikolas Flamel’in (Nicolas Flamel) hayali gravürü
Nikolas Flamel’in (Nicolas Flamel) hayali gravürü

Simya Hakkındaki Gerçekler

Simya, bilimin gelişiminde bir şey yaptı, ama o giderek bilimsel araştırmaya engel oldu ve geriledi. Günümüzde halen zamanlarını bu eski bilime adayan insanlar vardır ve bazıları evlerinde felsefe taşını yapmaya dahi çalışırlar. Bunu bizzat yapmadan önce bu maddenin yapımının kuramına bakalım. Eski simyacılar, bilinen metallerin basitçe yerde yetiştiğine ve giderek olgunlaştığına inanıyorlardı. Onlar, kükürdün bu süreçte etkin bir rol oynadığını sanıyorlardı. Altının olgun metal, demirin ise ham metal olduğu düşünülüyordu.

Felsefe Taşının Elde Edilmesi

Simyacılar, altında kırmızı renkli sağlıklı kükürdün, gümüşte ise beyaz kükürdün olduğuna inanıyorlardı. Kara kükürt kurşunu ortaya çıkarabildiği halde, bozulmuş kırmızı kükürt gümüş ile temas ettiğinde bakır oluşuyordu. Böylelikle, kükürt türleri, sonuç olarak elde edilen metalin çeşidini etkiliyorlardı.

Bir metalin istenen koşulu elde etmesine yardım etmek için, simyacılar elementi kusursuz işlemden geçiriyorlardı. Bu deneylerin sonucu olarak simyacılar yeni bilimsel keşifler yaptılar. Bazen onların cadılar oldukları iddia ediliyor ve onlara işkence ediliyordu. Bu karanlık dönemlerde bilim adamları kazıkta yakılarak bile öldürülüyorlardı.

Halk felsefe taşını yaratmanın olası olup olmadığını halen merak ediyor. Hiçbir metal kükürt ile tepkimeye girdiğinde başka bir metale dönüşmez. Onlar, bilime ve kimyasal deneyler yapmaya çok fazla zaman adarlarsa bunu öğrenebilirler ama cevap yine de hayır olur. Ama evde yaratıcı deneyler yaparak kendinizi gerçek simyacı hissedebilirsiniz.

Kaynak: https://simgelerdensecmeler.wordpress.com/2020/05/10/felsefe-tasi-nedir/

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here